ReklamReklam
Kayseri Times

TAHKİKÎ İMAN

TAHKİKÎ İMAN Kişinin iman ve amel kalitesinin durumu hangi seviyede olursa olsun, şayet Allah’a gönülden (cc) iman ediyorsa o kişi Müslümandır. Efendimiz, önderimiz Peygamberimiz Aleyhisselam, bir Hadis'inde ş&ou...

İBRAHİM ERKAM YAYA29 Ağustos 202608:5322
ReklamReklam
TAHKİKÎ İMAN

TAHKİKÎ İMAN

Kişinin iman ve amel kalitesinin durumu hangi seviyede olursa olsun, şayet Allah’a gönülden (cc) iman ediyorsa o kişi Müslümandır. Efendimiz, önderimiz Peygamberimiz Aleyhisselam, bir Hadis'inde şöyle buyurdu:

“Ebû Hureyre!” diye seslendikten sonra ayakkabılarını çıkarıp verdi ve şunları söyledi: “Şu ayakkabılarımı alıp geri dön. Bu duvarın arkasında, gönülden inanarak “Lâ ilâhe illallah” diyen kime rastlarsan, onu cennetle müjdele!” (Müslim, İman, 52)

Bu Hadis'ten öğreniyoruz ki her iman eden kişi, Allah'ın (cc) izniyle ve rahmetiyle Cennet'e girecek. Fakat iman eden kişinin iman kalitesi ve bunun amele  yansıyıp yansımaması önem arz ediyor. Çünkü her iman eden kişinin Cennet’e giriş şeklinin(cezasız girip girmeyeceği) ve Cennet’teki derecesinin aynı olmayacağını rivayetlerden öğreniyoruz.

İşte bundan dolayı, bazı alimler ayet ve hadislerden yola çıkarak iman kavramını, taklidî ve tahkikî şeklinde iki kısımda incelemişlerdir.

Tabi ki her düşünce ve amel öncelikle taklitle başlar. Küçük yaştaki bir çocuğa imanla veya amelle ilgili herhangi bir konuda çok üst seviyede ilmî anlatımlar yapılmaz. Öncelikle yaşayarak örnek olmaya çalışılır. Bir şeyler anlatılacaksa da yaşına uygun bir şekilde anlatılır.

Taklidî iman, Müslüman bir ailede doğan kimsenin anne babasından ve çevreden nasıl gördü ise o şekilde inanmasına ve düşünmesine denir.

Tahkikî iman ise araştırmaya ve delile dayanır. Kişi, sadece çevreden duydukları ile değil niçin iman ettiğinin bilincinde olarak inanır.

Tahkikî iman ile kastedilen; Bir kimsenin Kur’an ve Sünnet’ten öğrendiklerini aklına ve gönlüne nakşetmesi, şüpheden arındırması aynı zamanda malını, canını Allah (cc) yolunda feda edebilecek kıvama gelmesidir.

Burada kafamıza takılabilecek bir diğer husus ise şudur: “İman ile şüphe bir arada bulunur mu?” Genel anlamda şüpheli, ikircikli bir iman geçerli değildir. Şayet kişi şüpheye düşerse ne olur?

Bu hususla ilgili Rabbimiz Yunus Suresi’nde mealen şu şekilde uyarmıştır:

“Şayet sana indirdiklerimizden şüphen varsa, senden önce kitabı okuyanlara sor. Rabbinden sana gelen, gerçeğin ta kendisidir, sakın şüphe edip duranlardan olma!

Asla Allah’ın ayetlerini yalan sayanlardan da olma, yoksa hüsrana düşenlerden olursun!” (Yunus, 94-95)

Bu ayette görüldüğü üzere kişi, herhangi bir konuda şüpheye düştüğü vakit şayet araştırmaları sonucunda Hak ve hakikat ortaya çıkarsa o kişi, şüpheye devam etmekten ve bunu bir alışkanlık haline getirmekten men edilmiştir. Hak geldikten sonra Batıl zail olduğu için Her insan, hak olana yüz çevirmeksizin Allah’a boyun eğip emirlerine itaat etmek zorundadır vesselam.

 

Bu haberi paylaş

Habere Tepki Ver (0)

Yorumlar

Yorum Yaz

Whatsapp İhbarTAHKİKÎ İMAN - Kayseri Times