ReklamReklam
Kayseri Times

Yerli Malı Haftası,

17 Aralık 202219:10611
ReklamReklam
Yerli Malı Haftası,

tutumlu ve bilinçli bir tüketici olmanın öneminin anlatıldığı ve yurt
genelinde tüm okullarda 12-18 Aralık tarihleri arasında kutlanan özel bir haftadır. Yerli malı;
ülkede yetiştirilen, üretilen her türlü mal anlamına gelmektedir ve yerli malı haftası ile de
yerli üretim ve tüketim desteklenerek teşvik edilmektedir.
Üretim tüketime, tüketim de üretime bağlı bir aktivitedir. Çünkü üretim olmadan gelir olmaz,
gelir olmadan da tüketim olmaz. Bir ülkenin gelişmesinde yerli üretim ve tüketimin önemi
büyüktür. Eğer ki bir ülke yerli üretim yapamıyorsa ya dışa bağımlıdır ya da dışa bağımlı bir
ülke olmaya adaydır. Yerli üretim olmayınca ülke tüketim ihtiyacını dışarıdan temin etme
ihtiyacı duyar ve böylelikle zamanla dışa bağımlı bir ülke olur.
Merhum hocamız Necmettin Erbakan da her zaman yerli üretimi desteklemiş ve böylelikle
Türkiye’nin neler yapabileceğini ortaya koymak istemiştir. Bunun için de Gümüş Motor
fabrikasını ve birçok fabrikayı kurmuştur. 1982 yılında Türkiye’nin, Avrupa’nın 5 büyük
ülkesinden biri olmasını temin etmek için sanayide ve tarımda üretimi yüzde 100 artırmak
suretiyle küresel tedarik zincirinde ve küresel ekonomide ilk 10 ülke arasına girileceğini,
bunun da büyük bir hamle olacağını anlatmıştır.
Yerli üretimin teşvik edilmesi ve dışa bağımlılığın azaltılması için ilk olarak Sanayi
Bakanlığı’nda bir birim oluşturarak yurt dışından ithal edilmek istenen makine ve teçhizatın
yerli üretiminin mümkün olmadığına dair YERLİ İMAL DURUM BELGESİ alınmadan
yapılacak ithalat yasaklanmıştır. Savunma sanayii dahil olmak üzere TEMSAN, TAKSAN,
TÜMOSAN, GERKONSAN, TUŞAŞ, TESTAŞ vs. gibi kurum ve kuruluşlar hayata
geçirilmiş, sanayi üretiminde lokomotif olacak fabrikaların temeli atılmış ve süratle
yükselmeye başlamıştır.
Millî Görüş her zaman yerli üretimden yana olmuş ve bu alanda pek çok adım atmıştır.
Mesela,18 çimento fabrikası, 16 gübre fabrikası, 14 şeker fabrikası, 23 Sümerbank fabrikası, 6
SEKA fabrikası, 77 büyük sanayi tesisi 63 organize sanayi bölgesi ve 250 küçük sanayi sitesi.
Bütün bunlara ilaveten 7 demir çelik tevziat ve yeni kuruluşlar, 32 ağır makine fabrikası ve
MKE ‘nin makine sahasında yeni büyük atılımları, 4 takım tezgâhı fabrikası, 10 motor
sanayine ait tesis, 11 elektromekanik sanayine ait tesis, 3 araştırma merkezi, 4 elektronik
sanayine ait tesis, telekomünikasyon sanayine ait 1 tesis, 1 tane de uçak olmak üzere 72 adet
ağır sanayi kuruluşu sadece 5 yıl içinde yani 1982 yılına kadar başlanıp bitirilmek üzere
hedefe alınmıştır.
300'e yakın fabrikanın temeli atılmış ve 70'e yakını tamamlanmıştır. 462 tesis için yaklaşık
240 milyar lira harcanmıştır. Bu atılımlar sayesinde o dönemde bölgedeki işsizlik problemleri
çözülmüş, Türkiye çoğu üründe artık ithal eden değil ihraç eden bir ülke konumuna gelmişti.
Bir yandan dış ticaret açığı kapanmaya başlarken bir yandan da milli gelir artmıştı. Böylelikle
fabrikalarını kendisi kuran güçlü bir Türkiye konumuna gelmişti.

Değerli katılımcılar, yerli malı haftasında akla gelen üretim alanlarından biri de hiç şüphesiz
tarımsal üretim ve gıdadır. Tarım, bir ülkenin en stratejik ve önemli ekonomik faktörlerinin

başında gelmektedir. Bugün, içinde yaşadığımız sistemsel krizin sonuçlarını her geçen zaman
daha da derinden hissettiğimiz dönemde gıda güvenliği ve tarımsal üretim kapasitesinin
önemi hayati bir nitelik taşımaktadır. Tarımsal üretimin yüksekliği bir ülkenin refah
kaynağıyken gıda güvenliği sağlıklı bireyler, mutlu bir toplum demektir.
Dünyadaki güvenlikçi politikaların giderek arttığı, ticaret savaşlarının yerini hammadde ve
tedarik savaşlarının aldığı, gelecek yüzyılı şekillendirecek iklim değişikliği ve göç olgusunun
konuşulduğu böyle bir dönemde kendi kendine yetebilme özelliğinin en belirgin göstergesi
olan tarım; açıktır ki en az sanayileşme ve teknoloji kadar önemli bir hale gelmiştir.
Ancak şu anda ülkemiz doğal kaynaklar bakımından avantajlı olmasına rağmen tarımını
tamamlayıcı nitelikte olabilecek meyve-sebze, tütün, pamuk gibi ürünler dışında, çoğu
tarımsal üründe özellikle hayvansal ürünlerde tarımsal işletmelerinin yapısındaki bozukluk,
teknoloji kullanımdaki yetersizlik, düşük verimlilik gibi sorunlar nedeniyle gelişmiş ülkelerle
rekabet edecek düzeye ulaşılamamıştır. Bu durum doğal olarak gıda sanayiine de yansımakta,
üretimde maliyetleri artırmakta diğer taraftan talep düşüklüğü ve üretimdeki istikrarsızlık
üretici ve sanayiciyi olumsuz yönde etkilemektedir.
Tarım, bugünün dünyasında artık bir milli güvenlik meselesidir! Gıda güvencemizi ve
güvenliğimizi sağlamak ise hayati öneme haizdir. Fakat ne yazık ki bugün ülkemizde,
özellikle iktidar tarafından, tarımın önemi ve çiftçimizin değeri iyi anlaşılmamakta; gerekli
destekler de verilmemektedir. Çiftçimiz, döktüğü alın terinin karşılığını alamamakta ve
toprağa küstürülmektedir! Kanunda yer alan; "her yıl bütçeden tarımsal desteğe ayrılması
gerek kaynak, GSMH'nın %1'inden az olmamalıdır." hükmü dahi hiçe sayılmaktadır.
Maalesef bugün çiftçimiz, artık borçlarını dahi ödeyemez duruma gelmiş; traktörünü,
toprağını ve hayvanını satmak zorunda kalmaktadır. Çiftçimizi desteklemek için kurulan
Ziraat Bankası ise uzunca bir süredir aslî görevini yerine getirmemektedir. Çiftçiye icra
üstüne icra gönderilirken, bir avuç yandaş şirketin borçları bir kalemde silinmekte; çiftçimize
verilmesi gereken destek buralara aktarılmaktadır! İktidar bilmese de biz çiftçimizin emeğinin
değerini biliyor; iktidar anlamazlıktan gelse de biz Saadet Partisi olarak, tarımın, üretimin
hayati önemini gayet iyi idrak ediyoruz. Bu nedenle, ülkemizin yeniden "tarımda kendine
yeten bir ülke" olması en öncelikli hedefimizdir.
Saadet Partisi İktidarında;
Ülkemizi dışa bağımlı kılan ithalat mantığını değiştirerek, ithalata ayrılan kaynakları
çiftçimize destek olarak vereceğiz! Üreticilerimizi ve ülke tarımını çok uluslu ve küresel
şirketlere bağımlı hale getiren "maksatlı kotalar" kaldırılacaktır.
Gübre, mazot, ilaç, tohum, elektrik, yem, sulama ücreti gibi girdi maliyetlerini doğrudan
destek ve vergi indirimi yoluyla makul düzeylere çekeceğiz.
Daha fazla ve daha kaliteli üretim yapılabilmesi için çiftçilerimize teknik bilgi ve teknolojik
destek vereceğiz.
Her bölgeye ve her ürüne uygun politikalar geliştirilecek ve politikaları belirleme süreçlerine
çiftçi temsilcilerimizin doğrudan katılımı sağlanacaktır.

Tarımsal desteklemeler tarla sahiplerine değil, gerçek üreticilere yapılacak ve yeterli
seviyelere çıkartılacaktır.
Tarım alanlarının amaç dışı kullanımını ise kesinlikle engelleyeceğiz!
Tohumdan sulamaya, faizsiz kredi imkanından çiftçimizin borçlarını yeniden yapılandırmaya
kadar daha bir çok adımı hızlıca atarak; tarım sektörünü ayağa kaldıracağız.
Çiftçimizin alın terinin karşılığını eksiksiz alabilmesi, bereketli topraklarımızda ekilmedik bir
dönüm tarım arazisinin kalmaması bizim en büyük vaatlerimizdendir.
Türkiye Şaha Kalkar!
Biz insanca yaşamın aynı zamanda sağlıklı ve huzurlu bir yaşam olduğunu biliyoruz. Bu
yüzden temiz ve güvenilir gıdaya erişimini onurlu bir yaşamanın parçası olarak görüyoruz.
Bu Yüzden Biz, Saadet Partisi Olarak;
Ucuz ve kaliteli gıdaya ulaşımı kolaylaştıracağız.
Türkiye’nin gıda üretimini artıracak tarım politikalarına ağırlık vereceğiz.
Nüfus büyüklüğünü ve ihtiyaçlarını dikkate alarak kısa, orta ve uzun vadeli plan ve projelerle
tarımsal üretim kapasitemizi arttıracağız.
Herkesin ucuz, sağlıklı ve kaliteli gıdaya ulaşabilmesini sağlayacağız.
Çünkü biz biliyoruz ki; çiftçimiz kazandıkça 85 milyon kazanır, tarım sektörü ayağa kalkınca
Türkiye şaha kalkar!

Bu haberi paylaş

Habere Tepki Ver (0)

Yorumlar

Yorum Yaz

Whatsapp İhbarYerli Malı Haftası, - Kayseri Times